23 Haziran 2015 Salı

ARJANTİN RÜYASI-TUĞRUL TÜRKKAN


Yayınevi: ALFA
Sayfa Sayısı: 413
Arka Kapak Yazısı: 

İş için Arjantin'e giden Kerem Laçin'in hava alanında genç kızla ayak üstü sohbeti sıra dışı bir yolculuğa dönüşür. Çekici yeşil gözlere sahip genç kızın ismini dahi öğrenememiştir- tek bildiği, kız telefonda konuşurken kulak misafiri olduğu, "Yo voy a Rosa Verde" cümlesidir.
Yeşil gözlerin efsunuyla Buenos Aires sokaklarında başlayan arayışta, Kerem Laçin'in tuhaf ve romantik içsel yaşamının derinlerine iniyoruz. 
Tuğrul Türkkan'ın ilk romanı romantik aşka ve metafizik anlam arayışına farklı yönlerden bakmakta. Roman kahramanlarının psikolojik geçişleri romandan bir an bile uzaklaşmanıza izin vermiyor. Baudelaire'in ünlü dizesinden Arjantin'in büyülü dünyasına doğru bir serüven bekliyor bizi:
"Tuvalde belirsiz bir görünüştü,
Ressamın düşle tamamlayacağı..."



_____***_____***_____***_____


Kitap yazmak başka roman yazmak bambaşka bir olaydır bana göre. Sıradanlığa kaçmamak için özgün bir konu bulmak, bu konuyu oya gibi ince ince işlemek ve bunu yaparken akıcı bir anlatım kullanmak zor iştir. Tabi bir de inanılırlık önemli. Aksi durumda mistik ya da bilim kurgu gibi algılanabilirsiniz.

Böyle bir girizgahtan sonra bu roman için sunu söyleyebilirim. Konu oldukça ilginç. Dallanıp budaklanan cinsten. Karakterler epey sıra dışı. Bu merak uyandırıcı bir unsur. Yazarın donanımlı bir geçmişi var. Açık söyleyeyim ben biraz internetten araştırdım ama araştırmasam bile okuduklarımdan çıkarabilirdim. Değişik kültürler, sosyoekonomik yapı, siyaset, din, felsefe, sanat ve pek çok şey hakkında roman arasına gizlenmiş bilgiler bulmak mümkün. 

Detaylı tasvirler sizi bir anda bulunduğunuz yerden alıp bir hava alanına, Arjantin'de bir bara veya geçmişte orta halli bir ailenin aksam yemeği sofrasına götürebiliyor. Hızlı bu geçişler dikkat dağınıklığı yaratır mı bilemiyorum ama merak sizi son sayfaya kadar götürüyor bir şekilde.

Daha öncesinde farklı alanlarda bir çok başarılı işler yapıp kitap yazmış sayın Tuğrul Türkkan'ın bu ilk romanı umarım hak ettiği ilgiyi görür. Yolu açık olsun diyorum ve ilk romanının ilk baskısını adıma imzalama inceliği gösterdiği için teşekkür ediyorum. 

"Arjantin Rüyası" benim için de bir ilke imza attı. Tahmin ediyorum, ilk defa bloğumun yazar bir ziyaretçisi oldu ve kitabını okuyup yorumlarımı paylaşmamı rica etti, onur duydum...
   
Bir yandan romantizm, aşk ve maceranın içinde koşarken bir yandan da kişilerin iç dünyasını keşfetmek isterseniz, mutlaka bu kitabı okuyun. Değişik kitaplara şans vermek gerekir... 
Keyifli okumalar.... 


11 Haziran 2015 Perşembe

AİLE HAYATI-AKHIL SHARMA


Kitabın Özgün Adı: Family Life
Çeviren: Ergin Kaptan
Yayınevi: APRIL YAYINCILIK
Sayfa Sayısı: 188
Arka Kapak Yazısı: 
Akhil Sharma,
Kendi hikayesini 13 yıllık bir uğraş ve 7 bin sayfa sonunda tamamladığında, elindeki roman iki yüz sayfa uzunluğundaydı: Aile Hayatı.
Ajay ve abisi Birju.

Delhi sokaklarında oyun oynarken, kendilerini bir anda fırsatlar ülkesi Amerika'da buldular.
Amerika cennet gibi. Amerika harika. Musluklarından sıcak su akıyor, kapılar kendi kendine açılıyor. Asansör sayesinde artık merdiven çıkmak yok!
Birju yakında çok iyi bir liseye başlayacak, doktor olacak, belki mühendis. Bu işte bir terslik olmalı! Her şey bu kadar harika olabilir mi?

Birju yüzme havuzuna balıklama atladı. Başını havuzun beton zeminine çarptı. Bilincini kaybetmeden önce nefes almaya çalışırken su yuttu, o su akciğerlerine gitti, ciğerleri göğüs içi çeperlerinden ayrıldı. Cennet,sadece 3 dakika içinde, cehennem gibi görünmeye başladı.

_____***_____***_____***_____

Otobiyografik romanları seven okurlar için güzel bir kitap. 8 yaşındayken Hindistan'dan Amerika'ya göç eden bir çocuğun penceresinden yazılmış. 

Ajay 8 yaşına kadar hep abisinin gölgesinde kalmış. Aile Birju'nun başarılarıyla gurur duymuş hep. Amerika'ya geldiklerinde de abisinin gireceği okul ve edineceği kaliteli mesleğin Ajay için iyi bir örnek, aile için de övünç kaynağı olacağına inanılıyormuş. Derken beklenmedik bir kaza olmuş.
Aile fertleri tek tek kendilerini kaybederken, (annenin ruh sağlığını hafiften bozması, babanın alkolik bir adam haline gelmesi) bir tek Ajay ayakta ve sağlam durabilmeyi başarmış. Gerilerde kalan bir çocuğun gözünden güçlü, başarılı ve hala ailesine bağlı olmanın nasıl bir şey olduğunu okuyoruz. 

Merhamet sahibi olmak insanın içinde vardır, doğuştan gelir başarı ise sonradan kazanılır. Acaba bunlardan hangisi daha değerlidir...

Amerika bir hayaller ülkesi, özellikle de Hindistan gibi bir yerde yaşıyorsan. Bu durum bana, daha küçük çaplı da olsa, Doğudan İstanbul'a göçleri hatırlattı. "Taşı toprağı altın" diyerek çıkılan umut yolculuklarını. Sonra da çoğu zaman yaşanan hezimetleri. Gerçi bu yaşam hikayesinde çok büyük bir talihsizlik var. O kaza yaşanmasaydı şu an bambaşka bir hikayeyi konuşuyor olabilirdik. Belki de bu kitap bir zorluklarla yaşam mücadelesi değil çok büyük bir başarı hikayesi olurdu. Hayat işte... Ama önemli olan tek şey Aile birliği...

NOT: Bu kitabı okuyup bitirdikten sonra ilk olarak, Rafet el Roman'ın "Macera dolu Amerika, Amerika maceraaaa.." diyen sesi kulaklarımda çınladı :))

Keyifli okumalar...