16 Eylül 2015 Çarşamba

ELVEDA HAZİRAN-SARAH JIO

Kitabın Özgün Adı: GOODNIGHT JUNE
Çeviren: DUYGU PARSADAN
Yayınevi: ARKADYA
Sayfa Sayısı: 348
Arka Kapak Yazısı: 
Bir varmış, bir yokmuş, hala içindeki masala kulak veren küçük bir kadın varmış...
Büyük yeşil bir odada bir telefon, kırmızı bir balon ve aydedenin üzerinden zıplayan bir ineğin resmi varmış... İyi geceler aydede, iyi geceler kırmızı balon, iyi geceler yıldızlar, size de iyi geceler yeryüzündeki tüm sesler...
June Andersen her akşam yatmadan önce teyzesinin ona ve kız kardeşine okuduğu bu masalla büyümüştür. Ancak zaman acımasızdır ve maalesef hayat, çocukluklarındaki o masumiyeti yok etmiştir. Artık güçlü bir kadın olarak tek başına yol alan June, yıllardır yüzünü görmediği teyzesinin ölüm haberiyle çocukluğunun geçtiği Mavi Kuş Kitabevi'ne yeniden adımını atacaktır. Hatıralarını süsleyen bu masal diyarı June 'un içindeki karanlıklara ışık tutarken, June kendini yeniden keşfedecektir.
Elveda Haziran, bugünümüzü sorgulayıp geçmişinize merhaba diyeceğiniz, ne kadar imkansız gibi görünse de çıkış yollarının çok yakınımızda olduğunu gösteren bir Sarah Jio romanı.

_____***_____***_____***_____

ARADIĞINIZ ŞEY ÇOĞU ZAMAN YANI BAŞINIZDADIR.

June, kendini işine adamış, haliyle kariyerinde zirveye oturmuş otuzlu yaşların ortasında bir kadındır. Kız kardeşi ve annesiyle arasında yıllardır süren bir gerginlik olduğundan çocukluğunun geçtiği Seattle'dan kopup, New York'un en gösterişli yerinde süper lüks bir dairede yaşamaktadır. Kariyeri, işi, bol parası ve New York'ta hayatın çok hızlı akması sayesinde yalnızlığını düşünecek vakti olmayan June'un, kendince mutlu bir hayatı vardır.

Bir gün aklının en ücra köşelerine attığı Seattle'dan bir mektup alır. Ailesinde değer verdiği ve son dönemlerde oldukça ihmal ettiği sevgili teyzesinin ölüm haberini okuduğunda yıkılır. Teyzesinin yılardır işlettiği kitabevini June'a miras bırakmış olması onu tekrardan Seattle'a gitmeye mecbur bırakmıştır. June, kitabevinin satışını yapma planını aklına koyar, birkaç gün içinde işini bitirip dönmek ve artık orayla bağlarını tamamen koparmak niyetiyle yola çıkar. Fakat kitabevinde kendisini bekleyen sırlar ve güzel sürprizlerden tabi ki haberi yoktur...

Dünyanın en ünlü ve en sevilen çocuk kitabı yazarı Margaret Wise Brown ile teyzesi Ruby'nin yakın dostlukları kendi ailesine ışık tutmasına, geçmişi ve kardeşini affetmesine yeterli olacak mıdır?

Seattle'da onu bekleyen sürpriz bir aşk erkeklere olan güvensizliğini yıkmasına yetecek midir?

Mavi Kuş Kitabevi bir müteahhite satılıp yerine bir alışveriş merkezi ya da otel mi dikilecektir?

Kitabevinin iflası engellenebilecek midir?

Peki ya romanda ortaya çıkan sürpriz isimler kimler acaba?

Gerçek hayattan bildiğimiz bu kişilerin romanda bize göz kırpması çok hoş bir detay olmuş bence.

Zaten bu roman, gerçekten yaşamış, çocuklara çok güzel masallar hediye etmiş eşsiz bir kadından esinlenerek yazıldığı için yaşadığımız hayat ile bağlantısı muhteşem.

Aile bağları üzerine kurulmuş oldukça güzel bir roman.
Bu roman bize, birini affedebilmenin omuzumuzdaki yüklerden kurtulmanın tek yolu olduğunu, aksi takdirde hayatta hep yorgun, mutsuz ve eksik kaldığımızı hatırlatıyor.

Kitap ile ilgili tek olumsuz eleştirimi yazmak isterim:
Kitabın orjinal adının "Goodnight June" olmasının bir sebebi var. Kitabın son cümlesi bu. Çünkü June, bütün sıkıntılarından, kalp ağrılarından, vicdani yükümlülüklerinden kurtulup, hayata birlikte sarılabileceği bir çift el daha buluyor. Ve sonunda ilk defa bir gece huzurlu bir uyku çekmek için yatağına yatıyor. Başucunda saçlarını okşayan  sevgilisi ona bu cümleyi söylüyor. Peki kitabın Türkçe basımında neden isim Elveda Haziran olarak yazılmış? Hadi geçtim onu, şahıs isimlerinin türkçeleştirilmesi de nedir? Misal Yağmur'un Rüyası isminde çok hoş bir çocuk kitabı var. (YKY-Filiz Özdem) onun ingilizce basımını yapmak istesek Rain's Dream filan mı yazacağız kitabın kapağına? Dil bilimci değilim ama bana saçma geldi o yüzden belirtmek istedim. Benimle aynı ya da farklı görüşte olanlar  fikirlerini paylaşırsa çok sevinirim.

Sarah Jio'nun yazdığı 7 romanın yedisini de okudum. Her birinde farklı bir tema üzerinden kocaman bir hayat, hatta hayatlar okuyoruz. Bu konuda oldukça başarılı olan yazarın yeni romanını merakla bekliyorum. 
Bu arada, Sarah Jio, bu yıl TÜYAP Kitap fuarına katılacağını instagram hesabından duyurdu. Umarım geçen seneki gibi bir aksilik çıkmaz...

Keyifli okumalar

* Hepimize tek bir hayat verildi. Bizim görevimiz onu faydalı, güzel ve doyurucu kılmak. Istırap çekeceğimiz, nefret edeceğimiz şeyleri yapmanın bir anlamı yok. Sonunda bize tahammülümüz için ödül verilmeyecek. Geride sadece harcanmış bir hayat kalacak. (sy:117)

(Aslında sevmediğimiz işleri yapıp olmak istemediğimiz kimliklere bürünüp mutluymuş gibi yapan insanlarız biz. Gerçekten kim olmak ve ne yapmak istediğini yüksek sesle herkese söyleyebilen ve tüm tepkilere rağmen bunu başaran Gavin'in lafına kulak verelim bence. Not: June da onu dinledi :)


2 Eylül 2015 Çarşamba

KAFES-JOSH MALERMAN

Kitabın Özgün Adı: Bird Box
Çeviren: Aslı DAĞLI
Yayınevi: İTHAKİ
Sayfa Sayısı: 330
Arka Kapak Yazısı: Dışarıda bir şey var...
Görülmemesi gereken korkunç bir şey... Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. Ne olduğunu ve nereden geldiğini ise kimse bilmiyor... 
Malorie ve iki çocuğu, olayların başlangıcından beş yıl sonra hayatta kalmayı beceren bir avuç insan arasındaydı. Nehrin kenarındaki terk edilmiş bir evde çocuklarıyla yaşayan Malorie, ailesinin güvende olabileceği bir yere gitmenin hayalini kuruyordu. Tek bir yanlış hamle ölümlerine yol açabilirdi. Ve onları takip eden bir şey vardı.
Bu bilinmeyene doğru göz bağının karanlığında yaptığı yolculukta Malorie sık sık geçmişini hatırlıyordu. Bilinmez tehlikenin karşısında bir araya gelerek hayatta kalmaya çalışan, kendisini de aralarına kabul ederek onu da kurtaran ev arkadaşları teker teker aklına geliyordu: Bir zamanlar yabancı olan bir grup insanın birer birer kapısını çaldığı evde kurdukları ortak hayat... Ancak sağ kalan ve kapılarını çalan insanlar arttıkça ortaya yüzleşmeleri gereken bir soru çıkmıştı: Herkesin aniden delirdiği bir dünyada kime güvenilebilirdi?


_____***_____***_____***_____


SAKIN GÖZLERİNİ AÇMA!!!

Bu kitap hakkında söyleyebileceğim ilk şey: Son zamanlarda okuduğum en rahatsız edici roman olduğudur!!.. Gerilim dozu bu kadar yüksek olan bir kitap uzun süredir okumuyordum. Yazarın ilk romanıymış. Oldukça iddialı bir giriş yapmış piyasaya. Bana öyle geldi ki, yazar, kendi okuma zevkinden yazarken epey etkilenmiş. Alfred Hitchcock ve Stephen King okuyormuş gibi hissettim bazen. Yazarın anlatımı mükemmel. Öyle irite oluyorsunuz ki kitabı okurken, bulunduğunuz odada başucunuzdaki ışığı biraz daha karartmak isteyebiliyorsunuz:)

Roman iki farklı zamanın anlatımı şeklinde ilerliyor. İkisinde de kahramanımız Malorie ağzından okuyoruz yaşananları. Günümüzden beş yıl kadar önce her şey gayet normal giderken "Rusya Raporu" adı verilen bir takım haberlerle tüm ülke çalkalanmaya başlıyor. İlk önceleri pek fazla dikkat çekmeyen olaylar, hızla artan ölüm vakalarıyla herkesin dikkatini çekiyor. İnsanlar korku içinde yaşamaya böylece sürükleniyorlar. Kız kardeşiyle aynı evde yaşayan Malorie de kız kardeşinin ani ölümüyle hem hayatta tek başına kalıyor hem de bir gecelik ilişkisinden hamile kaldığını öğrendiğinde diğer tüm insanlar gibi karanlığın ortasında sağ kalmaya çalışıyor.
Bir şekilde kardeşiyle yaşadığı evden çıkıp güvenli bir sığınma evine katılıyor. Orada diğer birkaç kişiyle ortak bir yaşam kurmaya hayatta kalmaya çalışıyorlar. 

Fakat o evde de bir tek Malorie ve iki çocuğu hayatta kalıyor. Malorie -4 yaşında- iki küçük çocukla o evden de çıkmak ve daha güvenli bir yere gitmek zorunda olduğunu biliyor. Bunu gözleri bağlı bir şekilde 90 km lik sandal yolculuğu ile yapabilecek midir?

İNSANOĞLU ASLINDA KORKTUĞU YARATIĞIN TA KENDİSİDİR. (sy:238)

"İnsanın hayal gücünde kurduğu şeylerden daha korkunç hiçbir şey yoktur" miti üzerine kurulmuş bu roman oldukça başarılı. Kendisi müzisyen olan yazarın kitabın odak noktasını işitsel öğeler üzerine kurması anlatımını güçlendirmesi açısından epey isabetli olmuş. Gerim gerim gerilmek isteyenler için ideal bir kitap. Ben açıkçası yüzleşmek isterdim siyah bağın önündekilerle ama hayal gücümde ne yarattıysam öyle kalmasını istemiş Josh Malerman. İyi de yapmış...

Son olarak yayınevine de değinmek isterim. İthaki zaten sevdiğim bir yayıneviydi ama üst üste okuduğum iki gerilim kitabıyla da kalbimi ayrıca fethetti. Trendeki Kız'ı okumayanlar için onu da şiddetle öneriyorum. buradan Trendeki Kız ile ilgili görüşlerime ulaşabilirsiniz.

Keyifli okumalar...