22 Ekim 2015 Perşembe

İHANETİN 5 YÜZÜ- HARLAN COBEN



Kitabın Özgün Adı: GONE FOR GOOD
Çeviren: DERYA ENGİN
Yayın evi: MARTI
Sayfa Sayısı: 448
Arka Kapak Yazısı: 

Will ve ağabeyi Ken'in hayatı ılık, sakin bir gecede Will'in sevgilisi Julie'nin vahşice öldürülmesiyle altüst olur. Bu cinayetin baş şüphelisi de Ken'dir. Aleyhine onlarca kanıt olmasına rağmen ortadan kaybolan Ken, arkasında birçok soru işareti, parçalanmış bir aile ve büyük bir gizem bırakır. Ondan uzun süre haber alamayan Will ise ağabeyinin öldüğüne inanır.
Şimdi, on bir yıl sonra Will, Ken'in hayatta olduğuna dair bir iz bulur. Bu, Will'in, ağabeyi ve kendisiyle ilgili sarsıcı gerçekleri öğreneceği olaylar zincirinin başlangıcıdır. Etrafını saran şiddet dolu gizem çözüldükçe, Will kendini sonuna kadar gitmek isteyeceği soluk soluğa bir maceranın içinde bulur. Üstelik en büyük sürprizi daha öğrenememiştir.

_____***_____***_____***_____

ACI FELÇ OLUR AMA ÖFKE ASLA... (Sy:175)

Harlan Coben romanlarını seviyorum. Son zamanlarda üst üste spor dallarıyla alakalı gerilim romanlarını okumuştum ama bu kitap epeyce farklı. Kurguyu çok beğendim. Olayların akışı mantıksız değil. Olaydaki gizemi kitabın sonuna kadar saklı tutayım derken iş çığırından çıkıp cıvımamış yani. Akıcı rahat okunan sürükleyici bir roman. 

Bir ağabey kardeşin yıllar sonra yapılan hesaplaşması diyebiliriz. Kitabın sonunda kötü karakterler aslında kötü değil gibi bir şey çıksaydı çok klişe bulacaktım. Çünkü roman boyunca acaba Ken gerçekten suçsuz mu? 11 yıldır boşuna mı kaçıp saklanıyor yazık adama falan gibi duygular oluşuyor içinizde. Ama öyle ustaca bir kıvraklıkla değiştirilmiş ki romanın yönü, beklediğiniz sonun tam tersi bir şeyle karşılaşıyorsunuz. Böyle olması benim kitabı daha çok beğenmeme sebep oldu açıkçası.

Bir takım yazım ve çeviri hatalarına rastladım. Kitabın sürükleyiciliğini sekteye uğratabiliyor bazen. Martı Yayınları kitabın ikinci baskısını yaparken, bunlar tekrardan gözden geçirilse bence iyi olur. Arka kapak yazısında bile şu çok basit anlatım bozukluğunu görememişler mesela...
"Aleyhine onlarca kanıt olmasına rağmen ortadan kaybolan Ken..." 

Güzel, kaliteli, orijinal bir polisiye roman okumak isterseniz bu kitabı mutlaka okuyun derim.
Keyifli okumalar...


2 Ekim 2015 Cuma

BU DA GEÇECEK- MILENA BUSQUETS


Kitabın Özgün Adı: Tambien Esto Pasara
Çeviren: Seda Ersavcı
Yayınevi: DOMİNGO
Sayfa Sayısı: 191
Arka Kapak Yazısı: 

"TUHAFTIR AMA HİÇBİR ZAMAN KIRKLARIMI DÜŞÜNMEMİŞTİM. YİRMİLİ YAŞLARIMDAYKEN OTUZLARIMI HAYATIMIN AŞKIYLA VE ÇOCUKLARIMIZLA GEÇİRECEĞİMİ DÜŞÜNÜRDÜM. YUMURTA KIRMAYI BİLE BİLMEYEN BEN, ALTMIŞIMA GELDİĞİMDE TORUNLARIMA ELMALI TURTALAR YAPACAĞIMI HAYAL EDERDİM; NE VAR CANIM, ÖĞRENİVERİRDİM İŞTE. VE SEKSENİMDE, YIKKIN BİR NİNE OLARAK, ARKADAŞLARIMLA VİSKİ İÇECEKTİM. GELGELELİM BİR TÜRLÜ KIRKLI YAŞLARIMI ÖNGÖREMİYORDUM. ELLİLERİMİ DE ÖYLE. AMA İŞTE BURADAYIM. ANNEMİN CENAZESİNDEYİM VE ÜSTÜNE BİR DE KIRK YAŞINDAYIM."

Taslak olarak ortaya çıktığı anda dünya yayıncıları arasında bir heyecan dalgası yaratan ve henüz yayımlanmadan hakları 33 ülkeye satılan "Bu Da Geçecek", kırklarında bir kadının kaybettiği annesinin ardından yazdığı sessiz bir mektup; kadın olmak, özgürce zarafetle yaşamak ve yaşlanmak üstüne baş döndürücü bir dürüstlükle yazılmış bir itiraf name. Romanın tepesinde Akdeniz güneşi, önünde deniz, hanesinde ise güzel dostlar ve aşıklar var. En hüzünlü anlarda bile eğlenceli ve hayat dolu dilini koruyan - "Neşeli olmak bir zerafet biçimidir" diyor bir satırında- büyüleyici bir roman.

_____***______***_____***_____

Yaşarken anneye itiraf edilememiş pek çok duygu vardır. Pek çok söz kalır içinizde, o gittiğinde hepsi teker teker gösterir kendisini. Oysa beyniniz kalbiniz onları gizli tutmak için ne çok çaba harcamıştır.. Ölüm bütün perdeleri bir sihir gibi ortadan kaldıran tek unsur.. Değişik bir paradoks gerçekten.. 
Kırklı yaşlarını yaşamakta olan Blanca'nın hikayesi de annesinin cenazesinde başlıyor. Blanca, tıpkı hepimiz gibi,  -her ne kadar arada anlaşmazlıklar çıksa da- annesinin sonsuza kadar yaşayacağına, daima kendisinin başında olacağına inanıyordu. Hasta olan annesinin ölümü esasında beklenen bir son olmasına rağmen Blanca bunu hep reddettiği için ölüm beklenenden daha yakıcı oldu onun adına. 
Yaşınız kaç olursa olsun, ister evlenip çoluk çocuğa karışmış olun isterseniz bir holdingin ceo su olun her zaman annenize ihtiyaç duyarsınız. Bu romanın ana fikri bu bence. Hayat okyanusunda bir gemi iseniz anneniz yeri gelir yol gösterici dümeniniz, yeri gelir alabora olmanızı engelleyen bir çapa olur. O nedenle annenizin yok olması bir anlamda sizin büyüdüğünüzün büyümek zorunda olduğunuzun ilk, kesin ve tek işaretidir. 
Domingo yine harika bir kitap yayımlamış bence. Başarılı bir yazar, dokunaklı samimi gerçek bir roman. 
Mutlaka okuyun derim, su gibi akıyor zaten...
Keyifli okumalar...

Bunlar da altını çizdiklerim:

* "ÇOK"sözcüğü "SENİ SEVİYORUM" u meşru kılar, oysa gerçekte neredeyse hiçbir zaman bir meşruluk söz konusu değildir. (sy:3)

* Ölümün zıddı yaşam değil sekstir. (sy:26)

* Ne düşündüğümüz o kadar da önemli değildir, aslolan ne gördüğümüzdür. (sy:46)

* Her şeyin benim idaremde olması, saat kaçta çıkacağımıza benim karar vermem , çocukların giyisilerini benim seçmem ve arabayı benim kullanmam bana hala biraz tuhaf ve saçma geliyor. Dikiz aynasından hem didişen hem de kıkırdayan çocukları izlerken her an maskemin düşeceğini ve onlarla beraber arka koltuğu boylayacağımı düşünüyorum. Yetişkin numarası yapan bir sahtekarım ben." (sy:45)

* Neşeli olmak bir zarafet biçimidir. (sy:50)

* Aşkların çoğu ya iki ay ya da ömür boyu sürer. (sy:93)

* İnsanların iyi olup olmadıklarını ancak onlardan bir iyilik istemek durumunda kaldığınızda ya da taraf tutmak mecburiyetinde olduklarında anlayabilirsiniz. (sy:111)