2 Ekim 2015 Cuma

BU DA GEÇECEK- MILENA BUSQUETS


Kitabın Özgün Adı: Tambien Esto Pasara
Çeviren: Seda Ersavcı
Yayınevi: DOMİNGO
Sayfa Sayısı: 191
Arka Kapak Yazısı: 

"TUHAFTIR AMA HİÇBİR ZAMAN KIRKLARIMI DÜŞÜNMEMİŞTİM. YİRMİLİ YAŞLARIMDAYKEN OTUZLARIMI HAYATIMIN AŞKIYLA VE ÇOCUKLARIMIZLA GEÇİRECEĞİMİ DÜŞÜNÜRDÜM. YUMURTA KIRMAYI BİLE BİLMEYEN BEN, ALTMIŞIMA GELDİĞİMDE TORUNLARIMA ELMALI TURTALAR YAPACAĞIMI HAYAL EDERDİM; NE VAR CANIM, ÖĞRENİVERİRDİM İŞTE. VE SEKSENİMDE, YIKKIN BİR NİNE OLARAK, ARKADAŞLARIMLA VİSKİ İÇECEKTİM. GELGELELİM BİR TÜRLÜ KIRKLI YAŞLARIMI ÖNGÖREMİYORDUM. ELLİLERİMİ DE ÖYLE. AMA İŞTE BURADAYIM. ANNEMİN CENAZESİNDEYİM VE ÜSTÜNE BİR DE KIRK YAŞINDAYIM."

Taslak olarak ortaya çıktığı anda dünya yayıncıları arasında bir heyecan dalgası yaratan ve henüz yayımlanmadan hakları 33 ülkeye satılan "Bu Da Geçecek", kırklarında bir kadının kaybettiği annesinin ardından yazdığı sessiz bir mektup; kadın olmak, özgürce zarafetle yaşamak ve yaşlanmak üstüne baş döndürücü bir dürüstlükle yazılmış bir itiraf name. Romanın tepesinde Akdeniz güneşi, önünde deniz, hanesinde ise güzel dostlar ve aşıklar var. En hüzünlü anlarda bile eğlenceli ve hayat dolu dilini koruyan - "Neşeli olmak bir zerafet biçimidir" diyor bir satırında- büyüleyici bir roman.

_____***______***_____***_____

Yaşarken anneye itiraf edilememiş pek çok duygu vardır. Pek çok söz kalır içinizde, o gittiğinde hepsi teker teker gösterir kendisini. Oysa beyniniz kalbiniz onları gizli tutmak için ne çok çaba harcamıştır.. Ölüm bütün perdeleri bir sihir gibi ortadan kaldıran tek unsur.. Değişik bir paradoks gerçekten.. 
Kırklı yaşlarını yaşamakta olan Blanca'nın hikayesi de annesinin cenazesinde başlıyor. Blanca, tıpkı hepimiz gibi,  -her ne kadar arada anlaşmazlıklar çıksa da- annesinin sonsuza kadar yaşayacağına, daima kendisinin başında olacağına inanıyordu. Hasta olan annesinin ölümü esasında beklenen bir son olmasına rağmen Blanca bunu hep reddettiği için ölüm beklenenden daha yakıcı oldu onun adına. 
Yaşınız kaç olursa olsun, ister evlenip çoluk çocuğa karışmış olun isterseniz bir holdingin ceo su olun her zaman annenize ihtiyaç duyarsınız. Bu romanın ana fikri bu bence. Hayat okyanusunda bir gemi iseniz anneniz yeri gelir yol gösterici dümeniniz, yeri gelir alabora olmanızı engelleyen bir çapa olur. O nedenle annenizin yok olması bir anlamda sizin büyüdüğünüzün büyümek zorunda olduğunuzun ilk, kesin ve tek işaretidir. 
Domingo yine harika bir kitap yayımlamış bence. Başarılı bir yazar, dokunaklı samimi gerçek bir roman. 
Mutlaka okuyun derim, su gibi akıyor zaten...
Keyifli okumalar...

Bunlar da altını çizdiklerim:

* "ÇOK"sözcüğü "SENİ SEVİYORUM" u meşru kılar, oysa gerçekte neredeyse hiçbir zaman bir meşruluk söz konusu değildir. (sy:3)

* Ölümün zıddı yaşam değil sekstir. (sy:26)

* Ne düşündüğümüz o kadar da önemli değildir, aslolan ne gördüğümüzdür. (sy:46)

* Her şeyin benim idaremde olması, saat kaçta çıkacağımıza benim karar vermem , çocukların giyisilerini benim seçmem ve arabayı benim kullanmam bana hala biraz tuhaf ve saçma geliyor. Dikiz aynasından hem didişen hem de kıkırdayan çocukları izlerken her an maskemin düşeceğini ve onlarla beraber arka koltuğu boylayacağımı düşünüyorum. Yetişkin numarası yapan bir sahtekarım ben." (sy:45)

* Neşeli olmak bir zarafet biçimidir. (sy:50)

* Aşkların çoğu ya iki ay ya da ömür boyu sürer. (sy:93)

* İnsanların iyi olup olmadıklarını ancak onlardan bir iyilik istemek durumunda kaldığınızda ya da taraf tutmak mecburiyetinde olduklarında anlayabilirsiniz. (sy:111)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder