Sayfa Sayısı: 346
Yorumum:
Kitabın ön ve arka kapağında ısrarla mizahtan, komediden eğlenceden falan bahsedilmiş ancak ben bu kitapta mizah unsuru pek göremedim.
Evet su gibi aktı, şahane bir şekilde yazılmış, okurken keyif aldığım bir kitap oldu. Ama bence gayet ciddi bir romandı, her ne kadar vampirlerle alakalı olsa da...
Radley Ailesi vampir bir anne baba ve iki çocuktan oluşan bir aile. Ancak çocuklar vampir olduklarını belirli bir yaşa kadar bilmiyorlar. Anne ve babaları tarafından normal bir aile gibi büyütülüyorlar. Ancak okullarında da "ucube"olarak adlandırılan Clara ve Rowan neden arkadaşları tarafından böyle dendiklerine anlam veremiyor. Evet belki de diğer herkesten daha soluk benizliler, evet güneş ışınlarından nefret ediyorlar ama tenleri hassas olduğu için. Evet sarımsak kokusu midelerini çok bulandırıyor ama alerjileri olduğu için.
Hep böyle sanıyor Calara ve Rowan...
Ta ki bir gün Clara'nın başına gelen kötü bir olay neticesinde Clara kendisinin başka bir "şey" olduğunu anlıyor. Başı büyük bir belaya giren Clara'nın bu durumla başa çıkabilmesi için çok uzaklardan amca Will geliyor. Will, kardeşi Peter gibi insancıl değil. Tam bir acımasız kan emici cinsten. Ama şu anda Radley Ailesinin ona çok ihtiyacı var çünkü Will insanları hipnoz edebiliyor.
Will'in kasabaya gelmesiyle Radley ailesinin kendi içindeki hesaplaşamalar da, yıllar boyu gizlenen tüm gerçeklerle beraber ortaya dökülüyor.
Vampir olmanın getirdiği sınırsız güç, özgüven ve hayattan haz alma içgüdüsü ile insan olmanın vicdan yükü arasında duygusal iniş çıkışlar yaşayan Radley Ailesinin her bir üyesi yaşadıkları bu süreçten farklı farklı etkileniyor. Özellikle çocuklar Clara ve Rowan hayatlarının dönüm noktası denebilecek günler yaşıyorlar.
Bakalım kitabın sonunda yolun sonu hangi tarafa bağlanacak?
İyiye mi, yanlışa mı?
Tek bir doğru mu var yoksa bütün küçük mutluluklar bir çiçek buketi gibi birleştirilebilir mi? Her seçim bir vazgeçiş midir?
Gerçek dışı bir konusu olan kitapları zaman kaybı olarak görmüyorsanız bence şahane bir kitap. Mutlaka okumalısınız.
Matt Haig kitaplarını çok seviyorum, bu sebepten torpilli konuşuyorum gibi hissedebilirsiniz. Belki de öyle yapıyorumdur kim bilir :)
Ancak benim 346 sayfalık kitabı 2 günde bitirmiş olmam kitabın yazım dilinin akıcılığı ve konunun sürükleyiciliği hakkında ipucu verebilir.
Keyifli okumalar...
Alıntılar:
* Neysen o olmak, hiçbir şey olmamaktan iyidir. Bir yalanın altında gömülü yaşamaktansa ölmek daha iyidir. ( Sy:183)
* Aşk şarapsa, evlilik sirkedir. (Sy:197)
* Armut dibine düşer. Fakat ağaç yokuşun başındaysa, uzağa da düşebilir bence. Annesi olarak o yokuşu daha da dikleştirmek benim görevim. (Sy: 275)

Yorumlar
Yorum Gönder