İŞTE BÖYLE OLDU - NATALIA GINZBURG


Kitabın Özgün Adı : E Stato Cosi
Çeviren : Şemsa Gezgin
Yayınevi : Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 104

Arka Kapak Yazısı : 

“Yazı masasının çekmecesinden tabancayı aldım ve ateş ettim. Alnının ortasına ateş ettim.”
Bir pansiyonda yalnız başına yaşayan genç bir kadın, kendisinden yaşça büyük bir adamın cazibesine kapılır. Tanımadığı bu adama âşık olduğuna kendisini ikna eder. Evlenirler, çocuk sahibi olurlar. Ancak kocasının ilgisizliği çok geçmeden sadakatsizliğe dönüşecek ve kadın, kimsesizliğinin ve çaresizliğinin tek bir çözümü olabileceğini fark edecektir. Natalia Ginzburg, toplumun kayıtsızca azap çekmeye terk ettiği bir kadının çekmecedeki tabancaya uzanışının hikâyesini, öfkesini hiç gizlemeden ya da tatlandırmadan, oldukça yalın bir şekilde ifade ediyor: İşte Böyle Oldu. “Natalia Ginzburg yeryüzünde kalan son kadın. Öbür insanların tümü erkek.” Italo Calvino “Ginzburg bize kadın ifadesine ve nasıl bir ses olduğuna dair yeni bir şablon sunuyor.” Rachel Cusk, Çerçeve’nin yazarı “Ginzburg’un tarzı, esrarlı açıksözlülüğü, zorlama ya da soğuk gözükmeden şeyleri gerekli, dürüst ve açık bir şekilde ortaya dökmeye yönelik sağlıklı becerisi aklımı başımdan aldı.” Maggie Nelson, Argonautlar’ın yazarı


_____***_____***_____***_____

Yorumum: 

Kitap 104 sayfa oldukça kısa yani. Epeydir bu kadar ince bir kitabın bu kadar dolu dolu olduğuna şahit olmamıştım. Tek bir fazladan cümle yok kitapta. Su gibi akıyor. Zaten kitapta bölüm de yok tek oturuşta okunacağından çok emindi sanırım yazar:)

Gelelim içeriğe fazla detay vermeden yazmaya çalışayım Kadının kocasını alnının tam ortasından vurduğunu daha ilk cümlede öğreniyoruz ama kitabın hiçbir yerinde adını öğrenemiyoruz. Yazar bir isim vermeye gerek duymamış. Hatta belki de herkes kendi ismini koysun buraya demiş olabilir :)) Çünkü önemli değil ki. Sıradan bir kadın. Yaşadıkları da bir o kadar genel geçer. 1916 doğumlu İtalyan bir yazarın yazdığı şeyler kendisinden 64 yaş küçük olan ben için ne kadar tanıdık geldi mesela. İnsan ilişkileri taş devrinden bu yana pek bir ileriye gidememiş demek :))) Kadın erken yaşta kendinden yaşça büyük biriyle evlenmiş. Hatta bu evlilik için “seçilmiş” (Önemli bir olgu bu seçilmek) Mutlu olup olmadığı kendi anne babası dahil kimsenin pek umrunda değil sanki. Kadın Alberto’yu sevmeye çalışıyor. Onun kendisini aldattığını bile bile. Saygısında kusur etmiyor hiç. Çocuğu doğuyor ama değişen bir şey olmuyor hayatlarında, Alberto kendi mutluluğunun peşinde kadın hep yalnız. Çocuklarını menenjitten kaybetmeleri ilişkilerinde bence bir milat oluyor. O ara sanki tekrar yakınlaşıyor gibiler ama kadın artık bunun bir illüzyon olduğunun farkında. Masanın çekmecesinden silahı alması ve kocasını öldürmesine giden o yolu “işte böyle oldu” diye net, basit, dürüst ve açık bir şekilde anlatıyor. Öyle bir roman olmuş ki bence okurken kadın ya da erkek hepimiz hayatlarımızla ilgili az ya da çok benzerlikler kurabiliriz. Keyifli okumalar










Yorumlar