13 Mayıs 2014 Salı

OLAĞAN PSİKOPATLAR-KEVIN DUTTON


Kitabın Özgün Adı: The Wisdom Of Psychopaths
Çeviren: Cem DURAN
Yayınevi: Domingo
Sayfa Sayısı: 265
Arka Kapak Yazısı: 
PSİKOPAT. Bu kelimeyi duyar duymaz katiller, sapıklar, intihar bombacıları üşüşüyor zihnimize.
Ama filmdeki emsallerinin aksine, gerçek hayatta her psikopat şiddet yanlısı veya suça meyilli değil. Yeni araştırmalar her on CEO'dan birinin psikopat olduğunu söylüyor. Gülerek "Bilmem mi!" diyorsanız ekleyelim; cerrahlar, avukatlar,gazeteciler ve politikacılar arasında da psikopatlık hayli olağan. Psikopatların dünyasına yapacağınız bu afallatıcı yolculukta, Oxford Üniversitesi'nden Prof. Kevin DUTTON, psikopatlık eğilimlerinin insanın doğasında olduğunu ortaya koyarken, toplumun da daha önce hiç olmadığı kadar psikopatlaştığını savunuyor. Zira korkusuzluk, kendine güven, cazibe, acımasızlık ve odaklılık gibi psikopatlarda öne çıkan özellikler 21. yüzyılda başarı kelimesinin üzerine terzi dikimi ceket gibi oturuyor.
Kevin DUTTON, yüksek güvenlikli psikopati koğuşları, Budist tapınakları ve komando eğitim kampları gibi yalnız özel izinle girilebilen sıra dışı yerlerde bizzat yaptığı gözlemleri, beyin taraması gibi gelişmiş yöntemler ve benzeri bilimsel araştırmalarla harmanlayarak, başarılı bir cerrahla seri katil arasındaki çizginin aslında nasıl da ipince olduğunu gözlerimizin önüne seriyor.
Her sayfası kışkırtıcı önermelerle dolu Olağan Psikopatlar, bizi o hep hor gördüğümüz, ama yeri geldiğinde faydalanmaktan da çekinmediğimiz karanlık yanımız ile tanıştırıyor.

_____***_____***_____***_____

Profesörler genelde sıkıcı olurlar. Konuşurken sadece kendilerinin anlayabildiği bir terminoloji kullandıklarından ne dediklerini anlamanız için bilimsel sözlükle dolaşmanız gerekebilir. Dikkat kesilip onları dinlemeye çalışırsınız ancak bir noktadan sonra nasıl olduğunu anlayamadan koparsınız ve işin en kötü tarafı da bunu çaktırmamaya çalışmaktır. Belirtmekte yarar var; bunlar benim öznel düşüncelerim elbette. İşte bütün bu ön yargılı yaklaşımıma rağmen eşimin ısrarı ile bir profesörün yazdığı bu kitabı okumaya başladım. Ve bu kitap gerçekten beni oldukça yanılttı, şaşırttı ve eğlendirdi.

Belgesel tadında bir kitap olduğunu öncelikle belirtmek isterim. Kitabın sayfalarında dolaşırken sanki Discovery Channel'da bir belgesel izliyormuşum havası oluştu bende ve bu duygu inanılmaz güzel geldi bana. Eğer siz de çayınızı kahvenizi alıp saatlerce belgesel izlemekten hoşlananlardansanız bu kitabı edinmeniz için çok iyi bir nedeniniz var demektir.

Ön sözünden Teşekkür kısmına kadar okuduğum 265 sayfa nasıl bitti anlamadım.. Yazım dili çok akıcı, sizi boğmayan sıkmayan bir anlatımı var. Kimilerine göre yapılan deneylerde tutulan tablolar veya istatistikler okunmadan geçilebilecek sayfalar arasında ama ben iflah olmaz bir sayısalcı olduğum için bu kısımlar da benim için ayrı bir ilgi noktası oldu.

Kitapta şaşırtıcı tespitler, teoriler ve bunları destekleyici deneyler, örnek olaylar ve sonuçlar mevcut. Sonuç olarak "hepimiz psikopatız" ya da "psikopatlar da bizden biri, onları dışlamayalım" gibi bayağı bir noktaya çıkmıyor kitap -öyle olsa çok büyük bir hayal kırıklığı yaşardım zaten- Ancak bize filmler vasıtasıyla sadece tahrip edici yönleri gösterilen psikopatların da aslında bizim içimizde yaşattığımız, belki farkında bile olmadığımız o ikinci benliğimizden çok da farklı olmadıklarını okuyoruz. 

Dipnot olarak şunu da eklemek isterim. Kitabın bir bölümünde eski zamanlardan günümüze değişen toplumlarda öldürme eyleminin gözden kaçmayacak ölçüde azaldığına, ancak buna rağmen psikopatlık eğilimlerinin ve psikopat kişi sayısının arttığına dikkat çekiliyor. Bunun sebebi olarak da Kültür ikonlarının toplumsal erdemlerindeki değişiklik görülüyor. Kitapta şu şekilde açıklanmış bu durum :
" Televizyonun açma düğmesine basmanız yeterli. NBC'nin Fear Factor şovunda yarışmacıların öğürerek solucanları ve böcekleri mideye indirdiklerini görüyoruz. The Apprentice yarışmasında, "Kovuldun!" sözünün ağızlardan umarsız ve duyarsızca çıkışını dinliyoruz. Simon cowell'ın karıncayı incitmeyecek karakterde olduğunu söylemek biraz zor. anne Robinson'ın şehvet dolu, estetikli bakışlarıyla yarışmacılara aklını bozmuş dominatriks diva gibi, "en zayıf halkasın. güle güle," deyişi ise apayrı"
Vurgulanmak istenen ya da iddia edilen durum Popüler kültürün de insanları psikopatlığa doğru ittiği, psikopatlığın bir derece cazip gösterilmesi... siz katılıyor musunuz bilmiyorum ama ben yüzde yüz hak veriyor ve katılıyorum buradaki tespitlere. Bizim ülkemizde de sonradan görme psikopat oldukça fazla :) 



Efendim bir de kitapta geçen sorulardan birini size de soralım bakalım ne diyeceksiniz:

"Başarılı bir nakil uzmanı cerrahın beş tane hastası var. Her hastanın farklı bir organa ihtiyacı var. Eğer organlar bulunamazsa ölecekler. Ne yazık ki nakilleri gerçekleştirmek için gerekli organlar elde yok. Oralardan geçmekte olan sağlıklı, genç bir yolcu, rutin bir kontrol için doktorun muayenehanesine geliyor. kontrol sırasında doktor, genç adamın organlarının beş hastasıyla da uyumlu olduğunu fark ediyor. Ayrıca bu adam ortadan kaybolursa kimse doktordan şüphelenmeyecek. Bu durumda doktor beş hastasını kurtarmak için genç adamı öldürmeli mi?" (sy:51)

Bu ve bunun gibi bir çok soru araştırmalara konu olmuş ve böylece psikopatların olaylar karşısında nasıl tepkiler verdikleri tespit edilmeye çalışılmış. Buraya hepsini yazmayım ki işin büyüsü kaçmasın.

Eğer arada değişik bir tür kitap okumak isterseniz, Olağan Psikopatlar'ı es geçmeyin derim.  

Kitabın tek dezavantajı her 2 sayfada bir not alınacak bir şeyler bulduğum için bütün post itlerimi bitirmiş olmasıdır. Hep iyi yönlerini söylemeyelim değil mi :)

Altını çizdiklerim :

* Korku ve keder-kaygı ve bunalım- evrensel olarak tüm kültürlerde görülen beş temel duygudan ikisini oluşturur ve hepimiz hayatımızın hiç olmazsa belli bir döneminde bu duyguları mutlaka hissetmişizdir. Ancak bir grup var ki bu genellemeye bir istisna teşkil ediyor Onlar en zor ve sıkıntılı koşullarda bile bu iki duyguyu hissetmiyorlar. Psikopatlar. bir psikopat gazı açık bıraktığını bilse bile endişelenmez. (önsöz-xv)

* Psikopatların ortak bir özelliği varsa, o da paravanlarının arkasında acımasız bir yırtıcının buz gibi soğuk kalbi çarpıyor olmasına rağmen, kendilerine sıradan insan havası verme konusundaki dört dörtlük becerileridir. (önsöz-xvi)

* Yanılsamaları etkileyici bulduğumuz için ister istemez psikopatlardan da etkileniyoruz. Dıştan bakıldığında normal gibi gözüken, ama yakından incelenince altından bambaşka gerçekler çıkan şeyler ilgimizi çekiyor. (önsöz-xvi)

* Psikopatik seri katillerin ortak özellikleri olan kendine aşırı değer biçme, ikna kabiliyeti, yüzeysel cazibe, acımasızlık, pişmanlık duymama ve insanları kullanma becerisi, aynı zamanda siyasetçiler ve dünya liderlerinin de sahip olduğu özellikler. (sy:10)

* Tek başına zihinsel beceri, en fazla ikinci olmanı sağlar. Başarı kaygan bir direktir. tepesine çıkmak zordur. ama diğerlerinin üstüne basarsan kolaylaşır. hele de üstüne bastıkların, bunun kendilerinin de çıkarına olduğunu düşünüyorlarsa. (sy:24-Başarılı bir üst düzey yöneticinin sözleri)

* İrade, arzuların emrinde, şeytani eylemlerin istemsiz aracına dönüşebilir. (sy:49)

* Psikopat=sosyal bukalemun (sy:50- bu benzetmeyi çok beğendim)

* Tepeye çıkmak için namınızı önceden yukarı gönderin (sy:83)

* Umursamıyor olmam anlamadığım anlamına gelmez (sy:101-Psikopatların Bilgeliği)

* "Başarının sırrı içtenliktir. Onu taklit edebilirseniz bu iş oldu demektir."- Jean Giraudoux (sy:118)

* Fonksiyonel Psikopat = (Psikopat - Kötü Karar Verme) /Bağlam (sy:129)

* Seni yıldıran şey şiddet değildir, Şiddet tehdididir. Korkunç bir şeyin, hem de birazdan olacağına dair kanserojen düşünce süreci. (sy:186 - psikopatların soğukkanlılığının açıklaması.)

* "Erdem diye tabir ettiğiniz şeylerin hepsinde haz gizlidir. İnsan kendisi için iyi olan şeyleri yapar. eğer bunlar aynı zamanda başkaları için de iyiyse bunlara erdem deriz... Benim bir viski-soda daha içmem ne kadar kendi özel zevkim içinse sizin dilenciye 2 peni vermeniz de o kadar kendi özel zevkiniz içindir. Yalnız ben sizin gibi madrabaz olmadığımdan ne zevkim için kendimi alkışlarım ne de sizin takdirinizi beklerim." - W. Somerset Maugham (sy:216)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder